hakan gürkanın arşivinden göztepe stadı


şükrü alev aramızda

hani askerlık anıları unutulmaz derler ya,hem asker olucaksın hem denızgucunde oynucaksın,işte bu hiç unutulmaz.inanılmaz derece de cok guzel anılar yasadım .2000 senesınde geldıgım bu klupte cok ıyı bır hoca cok ıyı bır baba cok ıyı bır komutan olan M.EMIN YILMAZ a ve dönemın sporcuları kaan emre sagıroglu,erhan ayvaz,sınan güler,ümit tör,savaş,erdal,ramazan,ilhan dağlı,ilhan şimşek,birol,şenol,ve adını sıgmayacagı için yazamadıgım herkese sonsuz tesekkurler.sızlerı hıc unutmayacagım.


kemal kurt aramızda


turkiyede-futbola-hayat-veren-futbolcu-antrenör-tk direktör-assubaylar-2 AYDIN KULAK

FUTBOLCU VE ANTRENÖR OLARAK İZ BIRAKANLAR
Türk futboluna yüreğini koyup hizmet eden hakem meslektaşlarımızı anlattık şimdiye kadar. Aslında futbolcu ve antrenör olarak iz bırakan birkaç isimden de söz etmemiz gerekir. Bunun yanında Türkiye’de profesyonel olarak futbol ligleri kurulmadan önce (1959) Türk futboluna katkı sunmuş Silahlı Kuvvetler takımlarından da bahsetmeliyiz. Hatta daha sonrasından… Pek çok bölgesel/mahalli ve amatör ligde kurumsallaşmış olan Karagücü, Jandarmagücü, Havagücü ve Denizgücü gibi takımlardan. Özellikle Denizgücü’ne büyük bir parantez açmamız gerekir çünkü Türk futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir futbol takımı…

Emekli Hava Assubayı Ertuğrul Aslan, bu isimlerden ilki. Yalova’nın Safran köyünde 1936 yılında doğan Aslan, 1955 mezunudur. 1975 yılında emekli oluncaya kadar Hava Kuvvetleri’nin çeşitli birliklerinde görev yapmış, görev yaptığı bölgelerde kurulu olan Havagücü futbol takımlarına da futbolcu olarak hizmet etmiştir. Bu kapsamda İzmir, Balıkesir, Merzifon ve Bandırma Havagücü kulüplerinde top oynamış ve “Kaptan” sanıyla kendisini kalıcı kılmıştır. Şu anda Spor Toto 2. Lig’de (Beyaz Grup) bulunan Balıkesirspor ve Spor Toto 2. Lig’de (Kırmızı Grup) bulunan Bandırmaspor’un mazideki şanlı günlerinde hocalığını (Teknik Direktörlüğünü) yapmış bir isimdir Ertuğrul Aslan. Bugün dahi Bandırma ve Balıkesir’e ayak bastığında ilgi ve hürmet görmektedir.

Aslan Hoca, 1976 yılından sonra memleketi Yalova’ya yerleşmiş ve Yalovaspor ile bütünleşen bir isim olmuştur. Önce hocalık yapmış, sonra kulübün çeşitli kademelerinde hizmet etmiş ve 1987 yılına geldiğimizde de Yalovaspor Kulüp başkanlığı ile onurlandırılmıştır. Yetmiş altı yaşına merdiven dayamış olan ihtiyar delikanlımız Ertuğrul Aslan, sıkı bir Beşiktaş taraftarıdır ve aynı zamanda Yalova TEMAD üyeleri arasında yer almaktadır. Kendisi hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak isterseniz, Yalova TEMAD’ın internet sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Sevgili hocamıza uzun ömürler dilerken, başarıları ile gurur duyduğumuzu da bilmesini arzulamaktayız.

AMATÖRLERİN EFSANESİ: ŞAKİR KURUŞ VE İZMİR DENİZGÜCÜ

Türkiye’de profesyonel ligler kurulmadan önce belirli şehirlerde ve bölgelerde kurulmuş futbol ligleri Türk sporuna katkı sağlamaktaydı. Anadolu Ligleri de denen bu yapılanmada, daha önce adlarını zikrettiğimiz Silahlı Kuvvetler takımları da kendilerini göstermekteydi. Ankara’da, İzmir’de, Eskişehir’de ve daha nice kentte bu ligler seyircilerine amatör bir ruhla futbol resitalleri sunmaktaydı. Futbol profesyonel bir yapıya bürününce amatör ruhla oynayan bu takımlar da Amatör Liglerin takımları olarak kaldılar. Türk futboluna çekirdekten yıldızlar yetiştirdiler ya da kimilerinin göze çarpmasına ve fark edilmesine sebep oldular. Yani futbolumuz için hayırlara vesile oldular… Fenerbahçe’nin sembol ismi Lefter’in bile bir dönem Diyarbakır’da Karagücü takımının formasını giydiğini söylersek, bu kulüplerin önemini çok daha iyi anlarsınız. Bünyelerinde genelde assubay ve subay futbolcular, bir de vatani görevini yapmak üzere yolu kışlaya düşmüş profesyonel ve amatör futbolcular yer almaktaydı. Çekirdeğini assubaylar ile subaylar oluşturmaktaydı. Zorunlu hizmetini yapmak için TSK’ne katılan kimi ünlü futbolcular bu kulüpler tarafından takip edilir, tespiti yapılır ve geçici süreliğine kulübün renklerine kazandırılırdı. Ayrıca Ordu Milli Takımı denen bir de milli takım vardı ki kaynağını bu amatör kulüp oyuncuları oluştururdu.

Denizgücü, Havagücü, Karagücü, Jandarmagücü ve hatta Muhafızgücü isimleriyle futbolumuza renk katan bu güzide kulüplerin tarihleri pek çok başarıyla dolu. Örneğin, Muhafızgücü Kulübü, 1927 yılında düzenlenen Türkiye Futbol Şampiyonasını kazanan takım. Denizgücü ise Başbakanlık Kupasını ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupası’nı müzesine götürmeyi başaran yegâne amatör kulüp. Alper Duruk tarafından hazırlanmış Anadolu Ligleri ve Amatör Ligler hakkındaki bilgi sayfalarında, (http://www.turkfutbolu.net/tumligler/digerlig.htm ve http://www.turkfutbolu.net/tumligler/turkiyeamator.html ) bu kulüplerin başarılarına ilişkin bazı bilgilere ulaşabilirsiniz. Çeşitli spor dallarında hizmet veren ve futboldan başka öteki amatör dallarda, özellikle basketbol ve voleybolda önemli başarılara imza atan bu kulüpler ne yazık ki birer birer kapanıyor. Tarihin tozlu raflarında nostaljik bir öykü olarak yerlerini alıyor. Fakat kim ne derse desin, onlar bir döneme damgasını vurmuş, futbolumuzda iz ve renk bırakmış kulüpler olarak daima anımsanacak. Daima hatıraları yâd edilecek.

Burada bizim özellikle üzerinde duracağımız kulüp İzmir Denizgücü futbol takımı ve onun efsane futbolcusu ve hocası Şakir Kuruş. Bu takımı efsane yapan ise tarihinin bir döneminde yakalamış olduğu önemli başarılar.

Şakir Kuruş, 1935 yılında Çorum’da doğmuş ve Deniz Assubaylığı’nı meslek edinmiş bir spor adamıdır. 1954 mezunudur. Futbola ilk adımını Çorum Güneşspor’da atmıştır. Burada 1947-52 yılları arasında top koşturmuştur. 1952-62 yılları arasında ise Gölcük, İstanbul ve İzmir Denizgücü takımlarının formasını taşımıştır. 1968 yılında Teknik Direktörlük Kursu görmüş ve 1981 yılında Ordu Milli Takımı Teknik Direktörlüğü görevini üstlenmiştir. 1988 yılına kadar aktif olarak futbol oynamıştır. Ordu Milli takımı ile dünya şampiyonluğu başarısı elde etmiştir.

Şakir Hoca, faal futbola jübilesini Alsancak stadında yaptı. Alsancak Stadı’nın santra noktasında eski sevgilisi olan futbola veda ederken, yeni sevgilisine merhaba dedi ve eşi ile nikahını oracıkta kıydı. Fakat bu jübileden sonra da futbola hizmetlerini sürdürdü. İzmir’in gözbebeği kulüplerinden Altay’ı, Göztepe’yi ve İzmirspor’u çalıştırdı. Karşıyaka Kulübünde de hocalık görevinde bulundu. 1968 yılında İzmirspor’da 2.Lig şampiyonluğu yaşadı ve Süper Lig’e çıkmasına katkı sundu.1980 yılında Altay’da Türkiye Kupası Şampiyonluğu başarısını yakaladı. 2003 yılında Bayan Milli Futbol takımını yönetti. 2008 yılına değin milli takımlar için oyuncu izleme görevi de yaptı. Spor yazarı olarak Hürriyet Gazetesi’nde yazılar yazdı. Futbol Federasyonu’nun İzmir bürosuna bağlı olarak futbolumuzun gelişmesine katkılarda bulundu. Yıldızları keşfetme görevi üstlendi. 2005 yılında Türkiye Futbol Adamları Derneği (TÜRFAD) tarafından Spora Hizmet Eden Teknik Direktörler ödülüne layık görüldü. Bu ödül, “spora hizmet edenler yaşarken onurlandırmalıdır” parolasıyla verilmeye başlanmış ve zamanla geleneksel hale getirilmişti.2011 yılında düzenlenen bir Antrenör Geliştirme Semineri’ne onun adı verildi; “Şakir Kuruş Antrenör Geliştirme Semineri” denildi. Ayrıca İzmir’de Mini Minikler Futbol Ligi yine onun ismiyle anıldı, “Şakir Kuruş İzmir Mini Minikler Ligi” denildi. İzmir’de futbol deyince ilk onun adı akla geldi. Onun adı söylendiğinde ise ilk önce İzmir Denizgücü Kulübü ve onun o efsane liberosu!

Bundan sonrasında dilerseniz onun yaşam öyküsünden birkaç bukle ile devam edelim. Ardından anlatımımızı İzmir Denizgücü’nün başarıları ile sürdürelim. Sonra da sözü, o dillere destan Başbakanlık Kupası’nın kazanılmasına getirelim.

Şakir Kuruş, 53 yaşında aktif futbola veda etti. O yaşına değin Denizgücü’nün 5 numaralı formasını giydi, unutulmaz liberosu oldu ve nice başarılara imza attı. Aktif futbola veda edişi, aynı zamanda askerlik mesleğine ve bekârlığa da veda idı. Denizgücü’nde futbolcu ve hoca olarak bulunduğu o uzun süreçte futbol dünyasının yakından tanıdığı pek çok isimle de yolu kesişti, unutulmaz anıları paylaştı. Örneğin; Mustafa Denizli, daha 16 yaşındayken Denizgücü’nün takviye kontenjanında yer almış. Denizgücü forması ile oynadığı ilk maçında iki gol atarak kendisini belli etmiş. Ardından da Altay Kulübü’nde futbol yaşamını sürdürmüş. Altay’ın Türkiye Kupasını kazandığı sezon olan 1979-80 sezonunda yine Şakir Hoca ile Mustafa Denizli’nin yolları kesişmiş. O yıl Şakir Hoca, (Ayfer Elmastaşoğlu ile birlikte) Altay’ın teknik kadrosunda görev yaparken, Denizli de takımın kaptanıymış. Kupa sevincini birlikte yaşamışlar. Altay Kulübü 1979-80 sezonunda, finalde, Galatasaray’ı (1-0 ve 1-1) yenerek, Türkiye Kupası’nı aldığında Mustafa Denizli, bu final serisinde, takımına penaltıdan gol kazandırmış ve takımını kurtaran kaptan olmuştu.

Necati Ateş, Semih Şentürk, Hasan Kabze ve Servet gibi Türkcell Süper Ligi’nde yıldızı parlayan nice isimler Şakir Kuruş’un dikkatini çektikten sonra yükselişe geçmiş. Coşkun Süer, Şakir Kuruş ve onlara daha sonradan katılan Özer Yurteri Türk Futboluna yeni yıldızlar kazandırabilmek için keşif seferberliği yapmışlar, el ele vermişler. Şakir Hoca’nın Semih Şentürk’le ilgili anlattıkları gerçekten ilginç. Nerelerden yıldız keşfi yapıldığını çok çarpıcı şekilde ortaya koyuyor:

Semih’i tesadüfen bir amatör küme maçında gördüm. Çamdibi takımında oynuyordu, topa vuruş tekniği dikkatimi çekti. Karmalara çağırdım. Oradan Fenerbahçe altyapısına alındı ve bugünkü yıldız Semih oldu.

Vatani görevi esnasında Denizgücü’nde top oynama şansını yakalayıp Şakir Hoca’nın asker disiplinli ama amatör ruhlu eğitim sürecini yaşayan Mazlum Fırtına, Güngör Çilekçiler, Cudi Vergeli ve Abdülkerim Durmaz gibi isimler de sonrasında futbolumuzda yer bulmuş, iz bırakmış ve Milli takım’a kadar yükselmiş isimlerden bazıları.

Şakir Hoca, İzmir Denizgücü’nde futbol oynadığı dönemde, futbolculuğun yanında kulübün menajerliğini ve hocalığını da yapmış. Futbola olan aşkı yüzünden kalbinde gerçek bir sevgiliye yer açamamış. Futbol, bir başka aşkı kabul etmemiş. On kez sözlenmesine rağmen, nişan ve düğün gibi ileriki aşamalara bir türlü geçememiş. Bir keresinde sözlüsüne verdiği randevuyu maç yüzünden unutunca, sözlüsü ona unutamayacağı bir ayrılık hediyesi göndermiş. Üzerinde “Sen bu topla evlen, eminim o seni daha çok mutlu eder” notu bulunan bir futbol topuymuş bu sürpriz hediye…

Futbolculuk ve hocalık kariyerinde nice başarılara imza atan Şakir Kuruş, evinin bir bölümünü anı köşesi olarak düzenlemiş. Kazandığı yüzlerce kupa, plaket, ödül, başarı belgesi ve bir o kadar fotoğrafı adeta bir futbol müzesi güzelliğinde olan bu anı köşesinde muhafaza ediyor. Hocamızın bu evi satın alışının öyküsünde ise yine Türk futbolunun efsane bir ismi yer alıyor: Galatasaraylı Metin Oktay!

Şakir Kuruş; Türk Futbolunun ve Galatasaray’ın efsane ismi Metin Oktay’ın teşvik ve desteğiyle kendi futbol yaşamını anlatan bir kitap yazmaya karar verir. “Futbolda 35 Yıl” isimli bu kitabın yayınlanması ve ilgi görmesi sonucunda, Şakir Hoca iyi bir kazanç elde eder ve bu kazançla ev sahibi olur. İşte bir futbol müzesi özelliği taşıyan ev, o evdir. Metin Oktay’ın anlamlı desteği o eve çok daha farklı bir nitelik kazandırmıştır. Hoca’nın bu kitabını ancak Nadir Kitap gibi sahaf sitelerinde bulmanız mümkün.

Orhan Berent’in blog’unda anlattığına göre, İzmirspor’u ya da Karşıyaka’yı çalıştırırken aynı anda başka bir takımı da çalıştırmaktaymış. Yani iki takımın birden hocalığını yapmaktaymış. Fakat lig müsabakaları esnasında bu iki takım birbirleriyle karşılaşınca, çok ilginç bir durum söz konusu olmuş. (Bu kulüpler İzmirspor ve İzmir Denizgücü kulüpleri olabilir ve maç da Başbakanlık Kupası maçı olabilir! (Not-5)Herhalde iyi oynayan kazansın demiştir…)

Akşehir’in Pervasız Gazetesinde yazılar yazan Savaş Ünlü, Şakir Kuruş’la ilgili anılarını bakın nasıl dile getiriyor:

Bizler için ayrı bir yeri vardır Şakir Kuruş’un. Lise, ortaokul yıllarımızda bir efsaneydi. Onun için Denizgücü’nün maçlarına giderdik. Konuk takım kim olursa olsun, var gücümüzle Denizgücü’nü desteklerdik. Bu takımın efsane oyuncusu da Şakir Kuruş’tu. Yaşıyla ilgili kulaktan kulağa fısıltılar yayılırdı. Yok efendim elli yaşındaymış, kırk yaşındaymış… Çocuk yaşın verdiği abartma gücüyle sallardık yaş konusunda. Yaşına karşın gençlere taş çıkartan dinamiği, gücü, enerjisine hayran kalırdık…

İzmir Yenigün Gazetesi’nden Süleyman Alasya ise onun için “en büyük libero” diyor ve içinden geçenleri köşe yazısında okuyucularına şöyle aktarıyordu:

Bir insan futbolla evli olabilir mi? Evet, yaşamının çok önemli bir bölümünü futbolla evli olarak geçirdi Şakir Kuruş. Ve futbolu Alsancak Stadı’nın santra noktasında ve herkesin önünde boşadığı anda, yanında bir gelin vardı. Herkes onu, sahanın ortasında evlendi diye bildi. Ama o sahanın ortasında eski sevgilisiyle vedalaşıp, yeni sevgilisiyle hayatını birleştirdi. Benim yaşıtlarım onu Denizgücü’nün liberosu olarak tanır. Sonra Teknik Direktör Şakir Kuruş olarak İzmir takımlarında ve spor yazarı olarak yıllarca Hürriyet’te derken Futbol Federasyonu İzmir bürosunda antrenör olarak emek vermiştir yıllarca. Tanıdığım dürüstlük abidesi insanların başında gelir. Hayat gailesiyle uğraşırken böylesi bir dostu unuttuğum olmuştur çok. Kim bilir kendi vicdan azabımı bu köşeden Şakir Ağabeyi anmakla mı ödüyorum bilmem ama, ‘Onun üstüne libero yoktur’ denilmesini fotoğrafa bakıp hâlâ heybetli görüntüsünden anlayabilirsiniz.

Türkiye futbol tarihine baktığınızda, imkânsız denecek kadar zor bir başarıyı yakalamış ve bir amatör takım olarak Başbakanlık Kupası’nı müzesine götürmüş olan İzmir Denizgücü takımının bu durumunu Şakir Hoca şöyle ifade ediyor:”Hiç yapılmayanı başardık ve efsane olduk!”

İşte bu başarıyla birlikte Şakir Kuruş adı Denizgücü adı ile neredeyse özdeşleşmiş. Birlikte anılır olmuş. Şakir Hoca, efsane kokan futbol macerasına karşın her zaman sade, her zaman mütevazı ve kibar. Seksene merdiven dayamış yaşına rağmen, hâlâ yeşil sahalarda top koşturan gencecik bir çocuğun heyecanına sahip. Kendisinden bahsederken ne kadar içten, ne kadar saf ve masum:

Futbol sayesinde yaşadığım manevi hazlar milyarlarla ölçülemez. Hâlâ birçok ünlü isim bayramlarda beni arar. Bir evladım olmadı ama yetiştirdiğim yüzlerce manevi evladım var.

Türk futboluna verdiği hizmetlerden ötürü ve bizlere yaşattığı güzelliklerden dolayı Hocamıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kendisine uzun bir ömür dilerken, hep efsane libero olarak gönlümüzde yaşatacağımızı, asla ama asla unutmayacağımızı da bilmesini istiyoruz.

İZMİR DENİZGÜCÜ VE BAŞARILARI

Takımın son dönem futbolcu ve hocalarından Emekli Deniz Assubayı Ali Yaşar’ın araştırmalarına göre, İzmir Denizgücü Kulübü’nün kuruluşu 1950’li yıllarda gerçekleşmiş. Resmi kayıtlara göre ise 1961 tarihi esas alınmış. Belki mazisi daha eskiye de gidiyor olabilir fakat bu konuyla ilgili detaylı bir çalışma elimizde yok. Gençlik ve Spor Bakanlığı, o dönemlerde bir karar çıkarmış. Çalışan sayısı 400 kişiyi geçen kamu kurum ve kuruluşları en az dört branşta amatör spor faaliyeti gerçekleştirmek durumundaymış. Türk sporuna katkı sağlamak ve yeni sporcular keşfetmek amacıyla alınan bu karar doğrultusunda, İzmir Denizgücü Kulübü de, Atıcılık, Basketbol, Futbol, Kürek, Yelken ve Voleybol dallarında sportif faaliyetlere başlamış. 1962 yılında Denizgücü ile Şakir Kuruş birbirine kavuşmuş ve bu birliktelik, 1987 yılına değin sürmüş.

Denizgücü’nü özel kılan sebeplerden birisi de teknik kadrosunu hep Deniz Assubayı hocaların oluşturması. Şakir Kuruş Hoca’dan nöbeti alan ve amatör ruhun sancağını yeşil futbol sahalarında başarıyla gezdiren Celal Bölgen, Ali Yaşar ve Emin Yılmaz övgüyle söz edilmesi gereken isimler. Nice fedakârlıklarla Denizgücü Kulübü’nün ayakta kalmasını, varlığını korumasını sağlamaya çalışan, mazideki başarılarını sürdürebilmek hedefi ile emek harcayan değerli simalar. Kimisi Şakir Hoca ile başarıları birlikte yaşamış, ondan nefes almış nadide isimler. Ali Yaşar Hoca ile Emin Yılmaz Hoca’yı yakından tanıdığım için bu sözleri içtenlikle söylediğimden emin olabilirsiniz. Gerçekten de çabaları her türlü takdire değer!

Şakir Kuruş Hocamızın emek verdiği isimlerden birisi olan M. Celal Bölgen, Denizgücü’nde yetiştikten sonra hemen hemen Türkiye’nin bütün liglerinde görev yapmış bir hoca olarak göze çarpar. 1948, Kocaeli doğumlu Bölgen, emekli Bando Assubayı’dır. 1968-1992 yılları arasında İzmir Denizgücü’nde görev almış, Ordu Milli Takımı Antrenör yardımcılığı da yapmıştır. Altay’ın Süper Lig’de oynadığı 1999-2000 sezonunda bir süre hocalığını yapmıştır. O sezon beş kez hoca değiştiren Altay, en başarılı günlerini Celal Hoca ile yaşamıştır. Sezon itibarıyla alınan 10 galibiyetin beşinde onun imzası vardır. Hocanın yolu Altay’la ikinci kez 2004-05 sezonunda kesişti. Takım 2. Lig’deydi. Fakat Altay, kötü bir sezon geçirdiğinden uzun süre görevde kalamadı. Haziran 2004’de göreve geldi, Ekim ortasında görevden ayrıldı. Bugün Süper Lig’de oynayan Akhisarspor’u da 2005 yılında, 3.Lig günlerinde çalıştırdı. 2007 yılında bu kez Altay’ın Altyapı Koordinatörlüğü görevine getirildi. Genelde İkinci Lig (şimdiki Birinci Lig) ve Üçüncü Lig’de zora düşen takımların umut bağladığı hocalardan oldu. Yani zor zamanların hocası olarak tanındı. Özellikle İzmir ve İstanbul takımları ona yoğun ilgi gösterdi. Zaman içinde amatör takım hocalığı da yaptı.

Demek istediğimiz şu ki Şakir Kuruş Hoca, Denizgücü Kulübü’nde futbolcu keşfi ve yetiştiriciliğinin yanı sıra nitelikli teknik adam yetiştirme özelliğini de bir gelenek haline getirmiştir. Kulübün son hocası olan Emin Yılmaz, bugün Bucaspor Altyapı hocasıdır.

Mavi-Beyaz forma rengiyle pek çok başarılara imza atan İzmir Denizgücü, adından en çok (1968 yılında) kazandığı Başbakanlık Kupası ile söz ettirdi. Buna karşın, Denizgücü Kulübü futbol şubesinin başarıları saymakla bitmiyor. 1967, 1968, 1971 ve 1973 yıllarında, yani tam dört kez Türkiye Amatör Futbol Şampiyonluğunu kazanma başarısı elde etmiş. Tam 35 kez İzmir şampiyonu olmuş. Başbakanlık Kupası kapsamında iki kez final oynamış ve bunlardan birinde kupayı kazanarak müzesine götürmüştür. 1967 yılında oynadığı ilk finalde Mersin İdman Yurdu’na 2-0 yenilmiş, bir sonraki yıl (1968) ise İzmirspor’u yenerek unutulmaz bir başarıya imza atmıştır. 1973 yılında ise Kayserispor’u penaltı atışları ile elemiş ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupası’nı kazanmıştır. Aynı kupada 1971 yılında da final oynamış ama Adanaspor karşısında tutunamamıştır.

2008 yılında takımın son hocası olan Deniz Assubayı Emin Yılmaz, emekli olunca, kulüpte de kapanma yönünde ilk işaretler gelmeye başlamış. O yıl Süper Amatör Lig’de mücadele ederken, önce Ödemişspor ardından da Altay maçına çıkmayan İzmir Denizgücü, statü gereğince İzmir 1. Amatör Küme’ye düşürüldü. Hemen ardından ligden çekildiğini ve faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Böylece başarı öyküleriyle dolu bir kulübün kapısına kilit vuruldu. Unutulmaz anılar tarihin izbe sayfalarına terk edildi.

Sanıyoruz ordumuzun üst kademesinde yer alan mevki ve makam sahipleri asker ve spor deyince sadece Piyadecilik ve Komando Eğitimi ile Savaş Beden Eğitimini anlıyor olmalılar. Yoksa Türk spor tarihine altın harflerle yazılmış bu güzide kulüpleri ne pahasına olursa olsun yaşatmanın bir yolunu bulurlardı. O kulüpler ki Türk Sporunda pek çok branşın doğmasına, yaşamasına ve gelişmesine vesile olmuş, nice cevherleri ortaya çıkarmış, nice başarılara kutsal alın terleriyle imza atmış ve isimlerini unutulmaz kılmışlardır.

YIL 1968, BAŞBAKANLIK KUPASI İZMİR DENİZGÜCÜ’NÜN!

İzmir Denizgücü, 1967 yılında Başbakanlık Kupası’nda Mersin İdman Yurdu ile oynadığı final maçını kaybettiğinde, Şakir Kuruş takımda hem futbolcu hem de hoca olarak görev yapmaktaydı. Mersin İdman Yurdu’nun o dönemki hocası ise Lefter’di. Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden Kadri Aytaç da Mersin İdman Yurdu formasıyla sahadaydı. Denizgücü’nde ise kaleci Güngör Çilekçiler, Mazlum Fırtına ve Cudi Vergeli gibi büyük isimler oynamaktaydı.

Bu yenilginin ardından İzmir Denizgücü, 1968 yılında bir kez daha Başbakanlık Kupası finali oynar. Bu defa rakip İzmirspor’dur. Bazı yazarlar, Denizgücü’nün pek çok rakibi eleyerek bu kupada finale yükseldiğini yazarlar. Hatta bunların arasında G.Saray ve Fenerbahçe gibi büyük kulüpler olduğunu da söylerler. Bu bilgiler doğru değildir, çünkü Başbakanlık Kupası, eleme sistemi ile oynanmamaktadır. Yani belli liglerde şampiyon olmuş kulüpler, statü gereği ve tek maç üzerinden final oynamaktadır. 1966 yılında yürürlüğe giren statü gereği Başbakanlık Kupası, Türkiye 2. Futbol Ligi Şampiyonu ile Türkiye Amatör Futbol Şampiyonası şampiyonu arasında Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanmaktaydı. Bu kupa statüsü 1971 yılında yeniden format değişikliğine uğradı ve Türkiye Birinci Futbol Ligi ikincisi ile Türkiye Kupası ikincisi arasında oynanmaya başlandı. 1966-1970 arasında uygulanan statüde İzmir Denizgücü iki kez final oynadı ve bunların birisinde kupayı kazanma başarısı gösterdi. Böylece, Türkiye’de profesyonel futbol sistemine geçişten itibaren, Başbakanlık Kupasını kazanan ilk ve tek amatör kulüp unvanını kazandı.

İzmirspor, 1967-68 sezonu Türkiye İkinci Ligi şampiyonudur, İzmir Denizgücü ise Türkiye Amatör Futbol Şampiyonası şampiyonu. Başbakanlık Kupası maçı, 30 Haziran 1968 tarihinde, Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanır. Şakir Hoca, yine hem futbolcu hem de hoca olarak görev yapmaktadır. Maçın ilk yarısında oynar. İkinci yarıda kenardan yönetir. Maç çok çetin geçer ve uzatmalara gider, uzatmalarda (Dk.108 Hasan ve Dk. 115 Orhan Usta) iki gol bulan Denizgücü, kazanan takım olur. Hakem Fehmi Pazarcı’nın yönettiği maçı, Denizgücü takımı Hasan ve Orhan Usta’nın golleriyle 2-0 kazanır ve kendi efsanesini yaratır. Efsane yazan kadro, Güngör Çelikçiler, Ali Elveren, Cudi Vergili, Faruk Uçarlar, Şakir Kuruş (Bektaş Yurttaş), Mazlum Fırtına, Orhan Usta, Halit Şatıroğlu, Hasan , Mustafa Yuvalar, Oktay Taşkıran (Ömer ) isimlerinden oluşmaktaydı.

GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI KUPASINI KALDIRAN TEK AMATÖR TAKIM

1971 yılında Türkiye Amatör Futbol Şampiyonu olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupası’nda final oynadı. Kupaların statüsü değiştiğinden Amatör Lig Şampiyonları artık Başbakanlık Kupası’na katılamıyordu. Bunun yerine Türkiye İkinci Ligi Şampiyonu ile Amatör Futbol Şampiyonu, Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupası’nda karşı karşıya gelmekteydi. Bu final müsabakasında İzmir Denizgücü, Adanaspor ile karşılaştı ve 2-0 yenildi. 1973 yılında ise aynı kupada Kayserispor gibi güçlü bir takımla karşı karşıya geldi. 15.06.1973 tarihinde oynanan maçın normal süresi golsüz (0-0) sona erdi, kupa galibini penaltılar belirledi. 7-6’lık sonuç elde eden İzmir Denizgücü, bu kupaya da adını altın harflerle yazdırdı. 1981 yılında (statüsü değiştirilerek son kez oynanan ve) kaldırılan Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupasını kazanan ilk ve tek amatör takım unvanını taşıdı. Bu kupayı son olarak yine bir amatör takım olan Altay (A2) kazanmıştı. Fakat o sezon maç trafiğindeki yoğunluk ve zamansızlık nedeniyle, kupa finali Türkiye Genç Takımlar Birincisi ile İkincisi arasında oynanmıştı. Yani her iki takım da amatör takımdı, karşılarında profesyonel bir rakip yoktu.

YIL 1969: GALATASARAY’A KÖK SÖKTÜREN AMATÖRLER

Amatör Futbol Şampiyonluğu kapsamında pek çok başarılara imza atan ve hep üst sıralarda yer alan İzmir Denizgücü, bu başarıları nedeniyle birçok kez Türkiye Kupası’nda oynama başarısı da gösterdi. Birkaç kez Galatasaray ve Beşiktaş gibi güçlü rakiplerle de eşleşti. Bunlardan en önemlisi 1969 yılında ilk kademe maçlarında oynadığı Galatasaray müsabakasıdır. G.Saray, geçen sezonun lig şampiyonudur ve o yıl Şampiyon Kulüpler Kupası’nda çeyrek final oynama başarısını göstermiş, güçlü bir kadroya sahiptir. Gökmen vardır, Mazlum Fırtına vardır. Mazlum Fırtına, bu kupa ayağında, eski kulübüne karşı oynamak gibi bir kaderle karşılaşmıştır. Onca gücüne rağmen koskoca G.Saray, amatör Denizgücü karşısında zor tutunmuştur. Maçın her iki ayağında da ancak 1-0 gibi bir skorla sahadan ayrılabilmiştir. Fark yapma rüyasıyla gelen Cim Bom, direnen amatörlerin karşısında zor durumlara düşmüş, umduğu ile değil, bulduğu ile yetinmek zorunda kalmıştır.

1973 yılında Kupa’da Beşiktaş’a karşı oynayan Denizgücü, ne yazık ki farklı yenilmekten kurtulamamıştır. Diğer yıllarda Türkiye Kupası ilk kademelerinde İstanbulspor, Göztepe ve Mersin İdman Yurdu gibi güçlü rakiplerle eşleşmiştir. Özellikle 1968 yılında her iki maçta da 3-0’lık sonuçlarla elendiği Göztepe’nin o yıl finalde G. Saray’ı eleyerek kupayı kazanması ilgi çekicidir. Kupanın en güçlü takımıyla daha ilk ayakta karşılaşmak şanssızlık olsa gerek…

Gördüğünüz bu başarıların bütününün içinde bir futbolcu ve hoca olarak hep Şakir Kuruş vardır. Onunla ilgili söyleyeceğimiz son şey; yıllarını verdiği, gözü gibi baktığı ve çocuğu gibi sevip bağlandığı İzmir Denizgücü Kulübü’nün kapatılması nedeniyle yaşadığı içli hüzündür. Koskoca çınar gözyaşlarını tutamamaktadır…

İzmir Haberhürriyeti’nden Metin Aydınoğlu, köşesinde şöyle anlatıyor Hocamızın hüzün gözyaşlarını:

Geçenlerde hastanede rastladım, sağlık sorunları var, ilerleyen yaşından dolayı. Halini hatırını sorduktan sonra dedi ki, ‘Boşver beni, içim yanıyor ne oldu biliyor musun, Denizgücü’nü kapattılar, kahroldum’ dedi. Asker olmasına rağmen, bir damla yaş aktı gözlerinden.

BASKETBOL HAKEMLİĞİNDE BİR EFSANE İSİM: A.KADİR ÖZÇELİK
Son olarak Türk Basketboluna yıllarını vermiş bir asker hakemden söz edeceğiz sizlere. Askerlik kariyerine bir deniz assubayı olarak başlayan, sonra fakülte bitirerek subay olan ve Beylerbeyi’ndeki Dz. Asb. Hzl. Okulu’nda yıllarca Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi öğretmenliği yapan A. Kadir Özçelik, aynı zamanda basketbola gönül vermiş istisnai bir isim. Milli basketbol hakemlerimizden birisi hatta Türk Basketbol Hakemliği’nin duayenlerinden… Tam 22 yıllık bir hakemlik kariyeri var ve halen Avrupa’nın en önemli hakem yetiştiricisi, (yani hakem hocası) olarak görülüyor.

Onu tanıma şerefine Dz. Asb. Hzl. Okulu’ndaki öğrencilik yıllarımda nail oldum. Yıl 1980’di. İnkılâp tarihi dersimize giriyordu ve genç görünümlü bir üsteğmendi. Fakülte bitirerek assubaylıktan subaylığa terfi ettiğini öğrendiğimizde çok şaşırmıştık. Fakat ilerleyen süreçte, aynı zamanda Türkiye Basketbol Ligi’nde hakemlik yaptığını öğrendiğimizde bizi ikinci kez şaşkına çevirmişti. Nazik ve terbiyeli tavrı, İstanbul şivesiyle konuşması, karşısındakine değer veren üslubu, dürüstlüğü ve temiz yürekliliği bizi etkiliyordu. Hele öğrencilerine “Sevgilim” diye hitap etmesi, birisiyle dostluğundan bahsederken “Onunla yıllardır sevişiriz” gibi söylemlerle konuşması çok tuhafımıza gidiyordu. Yeni yetme gençler olarak bu sözcükler bize bambaşka şeyler çağrıştırırken, belki de o, o sözcükleri yerli yerinde kullanarak fark yaratıyordu. Sonradan öğrendim ki meğerse basketbol sahalarında da aynı şeyler geçerliymiş. Oyuncular kendisine itiraz ettiğinde de onlara döner ve “Bak sevgilim” diyerek, niçin o kararı verdiğini açıklamaya başlarmış. Necip Kapanlı Hocamız bu durumu şöyle izah ediyor: “Yani saha sevgilileriyle doluydu… Sevgilileri de aşkın diğer tarafı olmanın sorumluluğu ile fazla ileri götürmezlerdi itirazlarını.” Hatta böyle bir durumda bir büyük takımı (G. Saray) zorda bırakan bir yanlış kararı olmuş. Seyircilere göz gezdirirken bir pozisyonda pota altından (önce pota altından yükseliyor, sonra tekrar potaya düşüyor, tıpkı sayı gibi) basket yapmış (Efes Pilsen) rakip takım. Bizim hoca da son anda ancak basketin girişini görmüş ve sayı vermiş. Oyuncular itiraz edince de “Bak Sevgilim” durumu… Bu yüzden çıt yok! Fakat çok sonradan durum tespit ediliyor ki geçmiş olsun…

Türkiye Basketbol Ligi’nde çok uzun yıllar maç yönetti Kadir Özçelik. Hatta Bayanlar Basketbol Ligi’nde de maçlara çıktı. Necip Kapanlı ile birlikte Türk Basketbol Hakemliği’nin efsane isimleri oldular. Hakemlik sonrası ise elbette ki hakem hocalığına terfi ettiler. İstanbul’da Basketbol Hakem Yetiştirme Kursları’nda FİBA Hakemi Necip Kapanlı ile birlikte yeni nesil hakemleri yetiştirdiler. Gerçi bu iki isim, hakemlik yaptıkları yıllarda da hakem yetiştiriciliği yapıyorlardı. Bu işe emek harcamaya daha 1980’li yılların ortalarında başlamışlardı. Bugüne baktığımızda herhalde onların eğitiminden geçmemiş pek az hakem vardır.

Kadir Özçelik, bir dönem İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği Başkanlığı (1994) da yaptı. FİBA Şampiyonalarında zaman zaman Milli Basketbol Takımı kafilesinde yer aldı. 1995 yılında aldığı bir kararla faal hakemlik kariyerini sonlandırdı. 8 Eylül 1995 tarihinde Ankara Atatürk Spor Salonunda lig şampiyonu Ülkerspor ile Türkiye Kupası birincisi Galatasaray erkek takımları arasında oynanan Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı ile jübilesini yaptı. Basketbola idareci olarak da hizmet sunmak arzusundaydı. Bir zaman Federasyon Gözlemciliği görevinde bulundu, aynı anda hakem hocalığını da sürdürdü.

Türkiye’nin ikinci olduğu ve gümüş madalya kazandığı 2001 Yılı Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda koordinatörlük görevi üstlendi. Bu Şampiyonanın maçları İstanbul, Ankara ve Antalya’da oynanmıştı. 2010 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen Dünya Basketbol Şampiyonası’nda da Güvenlik Direktörlüğü görevi icra etti. Basketbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu üyeliği ve Genel Sekreterliği gibi etkin görevlerde bulundu. Gerek hakemlik kariyerinde ve gerekse faal hakemlik sonrasında pek çok yurt içi ve yurt dışı görevlerde bulunarak Türk Basketboluna önemli katkılar sundu.

T.S.K.’dan emekli olduktan sonra Göztepe Bağdat Caddesi Yeniyol’da “Küçük Ev” isimli bir ev yemekleri lokantası kurdu. Şimdi duruyor mu bilmiyorum ama ilk açıldığı dönemlerde (1991) bu lokanta, sporcuların ve özellikle de basketbolcuların akınına uğruyordu.

A. Kadir Özçelik, sivil yaşamında da öğretmenlik mesleğini sürdürdü. İstanbul’da bulunan Kadir Has Üniversitesi’nde branşı olan Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dalında öğretim görevlisi oldu. 2007 yılında bazı sağlık sorunları yaşadı. O yıl bir safra kesesi ve bir de prostat ameliyatı olmak üzere iki ameliyat geçirdi.

“Sevgili” hocamızın bir de kontör dolandırıcılığı konusunda mağduriyet yaşadığı olay var ki, sanırız bu konuda Türkiye rekoru kendisinde bulunuyor. Bu yüzden gazetelere de konu oldu. Neyse biz bu olay hakkında daha fazla detay vermeyelim. İsteyen araştırsın. Yani karşısındaki her insanı değerli bulan ve sevgili gören bir âdemoğlunun kolayca kandırılması; onun gerçekten de ne derece saf ve temiz yürekli olduğunun kanıtı sayılmalıdır düşüncesindeyim.
AYDIN KULAK ARAŞTIRMA 2


celal bölgen hocamızın mesajı ve telefonu aşağıda bilğilerinize sunulmuştur

aliciğim.bende teknolojiye uymaya çalışıyorum.yaptığın denizgücü sitesi mükemmel bir olay.ömrümün yarısının geçtiği bu kutsal kurumu unutmak mümkün değil o kurum ki evimizden yuvamızdan ayırt etmediğimiz yerdir.tüm hatıralar bir bir gözümde canlandı.kimler geldi kimler geçti ama geçmeyen bir şey varki oda o kurumdan duydugumuz gururdur.bi çok kişiye hem meslek hemde ekmek kapısı oldu . tüm katılımcılara selam olsun.ulaşmak isteyen 05325891918 den bana ulaşabilir.


yıllarımızı verdiğimiz antrenman sahası


SELÇUK ÇOŞARDAN GELEN RESİMLER 1989-1990 YILLARI


nusret aslandan gelen resimler


Cihat Susever 1976 ve 1977 yıllarına ait arşivimden seçtiğim Denizgücü resimlerini yolluyorum. Sitemiz için kullanabilirsiniz. Saygılar.


kemal bala aramızda

ankaragüclü kemal bala denizgücü ailesine hoş geldin. kemale ulaşmak isteyen devre arkadaşları telefonu 0507 923 86 03 burdan ulaşabilirsiniz


  • Slayt

  • Hava Durumu-İzmir


  • Eylül 2017
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu «-»  
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    252627282930